| — | Tutunamayanlar, Oğuz Atay |
Zamanla geçen tek şeyin, zaman olması.
(Çok istemiştim be, vallahi çok istemiştim.)
Aşık öldüm.
(Normal doğdu ve aşık öldü. O da öyle esprili bir insandı.)
‘Olmadı’ da ne emek yüklü bir kelime, değil mi?
Ve ‘olmuyor’ da bir o kadar mahvolmuş.
Ama bir ‘olmayacak’ var ki; onun Allah belasını versin işte.
(Bir keresinde öyle mutlu olmuştum ki)
Her şeyin giderek normalleşmesi.
Normal gözyaşları, normal metrobüsler, normal şarkılar, normal özleyişler. Bu kahroluşlar çok normal. Çok normal bu reddedişler. Yaşadığını hissedemeyişler falan normal.
Sıradanlaşmalar cumhuriyetinden bildiyorum insanlar!
Burada kaybedişler parçalı bulutlu, kayboluşlar normal.
“Ve tabii ki her şeyin normal seyrine sokayım.”
İnsanın kendi elini yanağına koyup, uyumaya çalışması.
Onun eli kimin yanağını okşuyor, gibi bir korkunç sorusu.
Kalp atışları giderek zayıflıyor, hastayı kaybediyoruz doktor…
Açılın ben aşığım!
Normal.
(Ve en çok gülerken özlüyordu insan, en çok kiminle gülüyor ki artık, diyordu içinden, dışından büyük kahkahalar atıyordu o sırada çünkü; lan, diyordu, bu Allah’ın belası piç şu an kimlerle gülüyor, bensiz nasıl gülüyor?)
Tuvalete saklanıp, aynadaki kırmızı burunlu aptaldan nefret etmek normal.
Hiç tanımadığı birinin ölmesini istemek normal.
Çok içmek normal, sarhoş olmak normal, birileriyle yatmak normal, evden çıkmamak normal, kusmak normal, başkasına dokunamamak normal.
Rol kesmek, küfretmek, aynı kaldırımda tekrar oturup; ışığının sönmesini beklemek normal.
Kaçmak normal, uzaklaşmak normal, değişmek normal, delirmek normal.
Sana söz veriyorum, tutamayacağın sözler vermek normal.
Ben seni anlıyorum, sevmemek normal.
Derken, düşünmeye zaman bulamayacak kadar çok çalışır ve artık rüya bile görmez.
(Bizden çok daha önemli bir ‘sen’ var ki; benim lafım bile olmaz.)
Her şeyin giderek normalleşmesi.
Ve normal olmayan tek şeyde takılı kalmak, inanın çok normal.
Eğer hayatımızın herhangi bir anına gidip orada sonsuza dek kalacaksınız deseler yalnızca iki şeyden birini seçmek isterdim.Biri, o çocukluğun bahçesindeki ağacın dalına asılı salıncakta sallanırken… Öteki bütün hayatım boyunca en çok sevdiğim adamla öpüştüğüm ilk gün. Herkes aşık olmanın ortak dilini bulup yazmaya çalışıyordu ama aslında bu kadar basitti işte:
” Birini öptüğünde salıncakta sallanır gibi hissediyorsan aşıksın. ”


